Anasayfa

ertelemeyin

18 Haz 2008

kimileri mutlulukla,
kimileri mutsuzlukla beslenir…
bazen birbirinin aynası olmak güzeldir.
bazen ise önlenemeyecek felaketleri meydana getirir…
şımarmak ister insan,
delicesine sevildiğini bilmek ve sevmek…
yaşın vermiş olduğu derecede çılgınlıklar yapmak…
bir kez daha hayata gelmeyeceğimizi bilmek
ve bir kez daha aynı yaşta olmayacağımızı bilmek…
yaşanılması gereken hiçbir şey, bir sonraki güne bile atılmamalıdır…
çünkü yarın, güne uyanabileceğimiz meçhul…
ertelemeden yaşayın!
ne kendinizi ne de hayatınızı erteleyin!

tosbaa | içten gelenler | 2 yorum Sayfanın en üst kısmına git

yakın felaket

18 Haz 2008

her şeyden önce insan olmayı bilmek gerekir.
nice insanlar tanıdım “merhaba” demeyi bilmeyen,
nice insanlar gördüm adım atmayı beceremeyen,
nice insanlar bildim bildiğim gibi olmayan…
misafiriz burada, bu dünyada…
büyük kırgınlıklar, nefretler, alaylar niye?..
herkes birbirini sevgiyle dövse,
herkes el ele bu uzun görünen kısa yolda yürüse…
beceremiyoruz galiba…
insan olmayı,
insanca yaşamayı beceremiyoruz…
güzel duygularımızı köreltip,
onların yerini hırsla, kötülüğe bırakıyoruz…
neden peki?
hep daha iyisi için…
herkesten daha iyi olmak için…
daha çok para için…
daha iyi yaşam standardı için…
vb…
hırs, hırs, hırs…
hayata karşı, insanlara karşı, sevdiklerimize karşı, sevmeyip de seviyor gibi göründüklerimize karşı ve en önemlisi kendimize karşı…
büyük bir felaket kapının önünde…
bu ne ekonomi, ne siyaset, ne benzeri…
bu çok başka bir şey…
kimilerinin unuttuğu,
kimilerinin hiç bilmediği bir şey…
insanlık felaketi…
gerek yok üç kuruş için kalp kırmaya,
gerek yok daha fazlası için birbirimize hırs yapmaya…
unuttuk!..
nefes alabildiğimiz için,
yürüyebildiğimiz için,
koşabildiğimiz için,
her yeni güne gözlerimizi açıp, yeterince karnımızı doyurabildiğimiz için şükretmeyi unuttuk…

tosbaa | içten gelenler | Yorum yapılmamış Sayfanın en üst kısmına git

18 Haz 2008

-unutulan şeyler, yakın felaketleri doğururlar.

- yeni güne açılan gözler,
  yeni mutluluklara da açılmış olur…

-her mutsuzluğun sonu mutluluk; her mutluluğun sonu bir mutsuzlukla noktalanır…

-gözyaşı gülümsemeyi oluştururken,
  yağmur çiselemeye başlar…
  bu sefer sen değil, gök ağlar…

tosbaa | bazı değerli bazı değersiz sözler | Yorum yapılmamış Sayfanın en üst kısmına git

kısır döngü

18 Haz 2008

bir mutluluğun üzerini mutsuzlukla örtmek mi, yoksa bir mutsuzluğun üzerini mutlulukla örtmek mi?

çoğu zaman yaşanılan mutluluklar, bir süre sonra mutsuzluğa dönüşürler. kısır döngü gibidir bu… bazen ise uzun mutsuzlukların sonunu kısa mutluluklar alır; ama nedense mutluluklar hep kısa sürer…
her güzel hikaye mutlulukla başlayıp, mutsuzluğa döner. kimileri mutluluğa geri dönmeyi başarsalar da, birçoğu bunu başaramaz. ya mutsuzlukla yaşamaya alışırlar ya da buna karsı çıkarlar.

peki siz ne yapıyorsunuz?

tosbaa | beyin fırtınası | Yorum yapılmamış Sayfanın en üst kısmına git

Tuğba Ayangil

18 Haz 2008

tüm memleketlerin en güzelinden o.
ucu bucağı olmayan bir gönül,
gönlüne ulaşan az…
bilinmez çoğu zaman,
anlaşılmaz…
anlayamaz kimse ne düşündüğünü, ne hissettiğini, ne yaşadığını…
yaşananlar sadece onu acıtır…
ağladı mı ağlatır beni, ben gibilerini…
nadir bulunan bir bitki gibidir varlığı…
gezer gezebildiği kadar her yeri…
il il, semt semt, sokak sokak…
limanı ise evidir her zaman…

tosbaa | akrostij şiirler | Yorum yapılmamış Sayfanın en üst kısmına git

arıyorum

16 Haz 2008

düşüncelerimi sınıyorum,
hayatımı değerlendiriyorum,
öncemi, sonramı, geleceğimi…
iki düşünce arasında sıkıştım kaldım…
ne tamam, ne devam diyebiliyorum…
çoğu şey ters gidiyor…
hiçbir şey istediğim gibi olmuyor…
kendime döndüğüm zaman yanlış bir şey yapmadığımı görüyorum
hayat yine kötü oyunlarını bana karşı oynamaya başladı…
onunla savaşabilecek gücü kendimde bulamıyorum…
pes etmekse göründüğü kadar kolay olmuyor…
yeni bir çıkmazın içinde,
çıkış yolumu arıyorum…
yalnızım…
belki de her zaman yalnızdım…
belki yaşadığım her şey aslında yaşamadığım şeydi…
beterin beteri vardır derler,
eski günler aranır derler,
arıyorum…
eski günlerimi arıyorum…

tosbaa | içten gelenler | Yorum yapılmamış Sayfanın en üst kısmına git

karmaşık iç dünyam

14 Haz 2008

yine iç dünyama döndüğüm günlerden birindeyim…
içim bulanık, aklım karmakarışık…
ne düşünmem gerektiğini bilmeden düşünüyorum…
kaçmak istiyorum…
her şeyden, herkesten…
ama nereye kaçsam kendimi de götüreceğim.
ağlıyorum…
hıçkırık seslerimi duyan var mıdır acaba?
kollarını uzatıp yardım için bekleyen var mıdır acaba?
elimi sımsıkı tutabilecek biri var mıdır acaba?
yüreğimi, duygularımı onarabilecek biri var mıdır acaba?
hüzünlüyüm…
konuşabileceğim, anlatabileceğim kimsem yok ya da var…
bazen olur ya etrafınızda çok insan vardır; ama aslında hiçkimse yoktur…
onun gibi hissediyorum…
karışığım demiştim ya…
doğru söylüyorum.
ağlıyorum…
çok ağlıyorum…
gözyaşlarımı silecek biri var mı?
ruhumu onaracak biri var mı?

kötüyüm, hem de olmadığım kadar çok kötüyüm…

p.s.: arkadaşımın ruhunu yansıtmaya çalıştığım başka bir yazı daha…

tosbaa | başka ruhlarda | Yorum yapılmamış Sayfanın en üst kısmına git

kendimden kaçışı arayan yolda yaşam mücadelesi

06 Haz 2008

bazen zoraki de olsa mutlu olmaya çalışır insan
içim ağlarken yüzümün gülmesi buymuş demek…
belki herkesi kandırabilirim ama ya kendimi…
aslında bu olmadığımı, nasıl içimin acıdığını kendime nasıl yalanlayabilirim…
zaman her şeyin ilacı derler
ama ne kadar  zaman?
herkes için farklı bu zaman galiba…
peki benim zamanım ne?
düşünmek istemesem de düşünüyorum,
nefes almak istemesem de alıyorum,
maalesef yaşıyorum…
ve yaşamaya devam edeceğim…

P.S. arkadaşımla konuşurken onun ruh halinden esinlenerek yazdığım yazıdır.

tosbaa | başka ruhlarda | 2 yorum Sayfanın en üst kısmına git

kendimle savaş

28 May 2008

bir gün biteceğini hiç düşünmeden sevdim,
onu taparcasına, yüreğimin tam içinden sevdim…
kim bilirdi bir gün her şeyin biteceğini,
kim bilirdi günlerce ağlayacağımı,
kim bilirdi berduş olacağımı, sokaklarda içeceğimi,
ve kim bilirdi ölesiye acı çekeceğimi…
önceden bilinse bazı sonlar, yine bu kadar dağılır mı insan?
dağılır herhalde…
ne kadar da hazırlamaya çalışsa insan kendini,
içindeki acıyı azalması için hazırlayamaz…
dayanılacak gibi olmasa da dayanacağım bu sona…
günlerim cehennem azabı olacak biliyorum; ama hafifleteceğim…
kendimi bilmezce, bilmeye çalışacağım…
dağılmış parçalarımı görüyorum etrafımda…
toparlamam zaman alacak…
tek bir parça haline getireceğim yine kendimi…
aynı eskisi gibi…
aynı ben gibi…
bu yolda tek başıma değilim…
hayatım iki kişilik değildi.
şimdi tek de değil…
gücü bulma yolunda, eski ben olan benliğime kavuşma uğruna, savaşacağım…
özellikle kendimle…

p.s.: bir arkadaşımla konuştuklarımdan sonra, onun ruhuyla yazdığım yazıdır.

tosbaa | başka ruhlarda | 2 yorum Sayfanın en üst kısmına git

insan ruhu

28 May 2008

karmaşık bir hal olmuş insan ruhu…
kimi çok düşünür olmuş, kimi umursamaz…
hangisinin iyi olduğuna kimse karar veremez durumda.
aslında bu işin bir ortası yok mudur?
düşünüyorum…
var olsa bile kim uygulayabilir?
ben mi, sen mi, o mu?..
insan ruhu karmaşık bir bilmece.
çöz çözebilirsen…
anlaması da anlaşılması da zor…
zor olanın peşinden koşarız bazılarımız
bunlardan biri de benim sanırım…
birçok zaman peşinden gitmeme gerek kalmaz
çünkü zor beni bulur…
insan ruhu karmaşık olduğu gibi değişkendir de..
bir öyle bir böyle,
bir iyi bir kötü,
bir sağa bir sola savrulan yaprak…
kimi zaman kuru,
kimi zaman yemyeşil, cancanlı…
ruhumu anlıyorum.
kendimi anlıyorum.
ya siz?

tosbaa | beyin fırtınası | Yorum yapılmamış Sayfanın en üst kısmına git

Blogroll

Meta